Sormadan Önce bi araştır

İstanbul’un Hanları

13 Mart 2009 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »

Değerleri şimdiye kadar pek bilinmeyen İstanbul Hanlarına son zamanlarda ilgi büyük.. Kültür turu yapan bir çok firma, sanat tarihçelerinin rehberliğinde tarihi hanlara günübirlik turlar düzenliyor.

İstanbul’un kültürel miraslarından biri de geçmişteki ticaret hayatının en önemli duraklan olan hanlardır.
Genellikle revaklarla çevrili bir veya iki avlusu olan, iki-üç katlı, bir çok odadan oluşan hanlar, uzak bölgelerden gelen tüccarların konaklama ihtiyacım karşılar, tüccarlar dinlenirken, hayvanları alt kattaki ahırlarda barınır, mallan ise hanın depolarında güvence altına alınırdı. Gece olunca hanların kalın ve güvenlikli kapılan soyguna karşı kapanır ve gün ışıyıncaya kadar açılmazdı. Bazıları Mimar Sinan gibi ünlü mimarların elinden çıkan, ya da Bizans ya da Ceneviz yapılan üzerine yükselen, içlerindeki esnafın yaptığı işe göre adlandırılan hanlar zamana karşı direnmeye çalışsalar da, çoğu bakımsız ve harap durumda.

Değerleri şimdiye kadar pek bilinmeyen İstanbul Hanlarına son zamanlarda ilgi büyük.. Kültür turu yapan bir çok firma, sanat tarihçelerinin rehberliğinde tarihi hanlara günübirlik turlar düzenliyor. Bu turlara katılanlar kentin tarihi mirasının bir kez daha farkına varıyor. Daha fazla »


Kim demiş tarih sıkıcıdır diye…

11 Mart 2009 'de yazıldı Avrupa, Tarih | Yorum yok »

Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz
gibi değilse eskiden İngiltere’de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün,
1500′lerde İngiltere’de işler şöyle yapılıyordu:

İnsanların çoğu Haziran’da evleniyordu Çünkü senelik banyolarını Mayıs
ayında yapıyorlar, Haziran’da hala çok kötü kokmuyorlardı . Ama yine de
kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak
amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu. Daha fazla »


İstanbul semt isimleri nereden geliyor

10 Mart 2009 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »

İstanbul’un semt isimlerinin anlamı nedir? Bu isimlerin hikayeleri neye dayanıyor? İşte tüm ayrıntıları ile İstanbul semt isimleri..

Aksaray: Fatih’in sadrazamı İshak Paşa, İç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler.

Ahırkapı: Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.

Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.

Bebek: Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan Mehmet’in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması. Daha fazla »


Anadolu’da ilk kentler

8 Mart 2009 'de yazıldı Tarih | Yorum yok »


Hititler

8 Mart 2009 'de yazıldı Tarih | Yorum yok »


Mitolojiye Giriş : Introduction to myth

8 Mart 2009 'de yazıldı Mitoloji | Yorum yok »


Hesiodos : Tanrıların Doğuşu

8 Mart 2009 'de yazıldı Mitoloji | Yorum yok »


İlk Kentler

3 Mart 2009 'de yazıldı Tarih | Yorum yok »


Ephesus – Efes

3 Mart 2009 'de yazıldı Tarih, Türkiye | Yorum yok »


Perge

2 Mart 2009 'de yazıldı Tarih, Türkiye | Yorum yok »

Antalya bölgesi Perge  antik kentinden görüntüler

Not . bu tip dosyalar eklemeye devam edeceğiz.


KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN”IN MACARİSTAN”DAKİ BİLİNMEYEN MEZARI

13 Şubat 2009 'de yazıldı Avrupa, Karma, Tarih | Yorum yok »

Tuna’nın akışını diğer bir tepenin üzerine kurulu Vişegrad Kalesi’nden zevkle seyrediyoruz. Bugün üzerinde hem yolcu hem de yük taşımacılığının yapıldığı bir Avrupa nehri o. Sakin sakin akışına devam ediyor koca nehir. Hiçte yabancı değiliz ona. Küçük yaşlardan itibaren hep ismini duyduk bu nehrin. Akıncılar duyurdu onu bize ilk başta. Bir nehir var adi Tuna dediler.Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle diye şairlerimiz destanlaştırdı onu. Askerimiz atlarını onda suladılar Şehitlerimiz son abdestlerini ondan aldılar, son yudumlarını ondan içtiler. Tuna boylarına sefer var dendiğinde o gece heyecanından uyuyamayan yiğitlerin atlarının kişnemelerini ve kılıç şakırtılarını duyar gibi oluyoruz Tuna’ya gözlerimiz dalınca. Osmanlı ordusunda biri diğerine Tuna’yı kaç defa geçişine göre övünürmüş. Bir asker, ben Tuna’yı 5 defa geçmiş birisiyim derken, diğeri ona benimki 10 oldu diye cevap verirmiş.

O ünlü Padişah Kanuni, 13 kez gelmişti buralara ve her gelişinde de ayrı bir muhteşemdi.. Son gelişinde sadece ihtiyarlıkla değil ayni zamanda hastalıklarla da uğraşıyordu. Tanıdık topraklardı, defalarca gelmişti buralara. Yeri geldi savaş esnasında kendisini öldürmeye yemin eden 3 şövalyeyi anında yere sermişti. Ordunun en önünde gidiyor beyaz atın üzerinde kefeni andıran beyaz elbisesi ile ölüme meydan okuyordu. Kimi zaman zırhına çarpan oklarla kıl payı ölümden kurtuluyordu. Ama bu sefer farklıydı. O Hastaydı. Trabzon’da doğan o ünlü Padişahı ölüm 6 Eylül 1566’da 73 yasında yakaladı. Yaşlı vücudu onu artık taşıyamamıştı. Pek çoğumuz bilmeyiz onun iç organlarının Zigatvar’da defnedilğini…..Zamanın sadrazamı Sokullu Mehmet Pasa, Padişah’ın cesedinin nakli sırasında çok zaman alacağından ve kokma hasıl olacağı endişesinden dolayı, Kanuni’nin iç organlarını çıkarttırır ve organlar buraya defnedilir. O günün şartlarında uzun bir yolculuktan sonra padişah’ın naşı İstanbul’a getirilir ve Süleymaniye Camii’nin bahçesine defnedilir. Sultan’ın o dönemlerde 7 ay süren seferleri, Avrupa’ya korku salan ve dehşete düşüren ordusu ve seferlere olan düşkünlüğü ve fetih aşkı kim bilir onun bedeninden bazı parçaların burada kalmasını zorunlu kıldı. Eskilerin ifadesiyle bu tamamen takdir-i İlahiydi. Daha fazla »