İşte Boğaz’ın En Pahalı 10 Yalısı
Temmuz 4th, 2008 Posted in Karma, İstanbulErbilgin Yalısı’nı, fiyatının 100 milyon dolar olduğunu söyleyerek hem Türk hem de dünya basınının gözdesi haline getiren emlak uzmanı Tebernüş Kireçci, Boğaz’ın en pahalı 10 yalısını belirledi.
Tarih boyunca hep gözde oldu yalılar. Lale Devri’nden beri… İstanbul ve Türkiye tarihine paralel olarak zaman zaman sıkıntılı günler geçirdiler, zaman zaman en iyi dönemlerini yaşadılar. Yakın tarihte de benzer şeyler yaşandı. Mesela 80′li yıllar, tavan yaptıkları yıllardı. 1990′larda biraz d dönemin başbakanı Tansu Çiller’in Yeniköy’deki yalısının etkisiyle iyice popüler oldular. Yalı çetesi, yalı hırsızlığı, yalı komşuluğu gibi kavramlarla tanıştığımız yıllardı bunlar… 1990′lı yılların sonlarına doğru popüleritelerini tekrar kaybettiler.
1999 ile 2003 yılları arası, elbette ki o yılların kriz ve bunalım yılları olmasının etkisiyle, yalı fiyatlarının dip yaptığı zamanlardı. Fiyatlar 2003′ün ikinci yarısından itibaren yeniden yükselişe geçti. Bugün gelinen nokta ise şu: Önemli büyüklükte servetinin bir bölümüyle bir çırpıda, Boğaz’da yalı sahibi olmak isteyen en az 50 kişinin ismi sayılabilir. Biraz zorlarsak bu listeyi 100 kişiye bile çıkarabiliriz. Özellikle Anadolu kentlerinden gelip son yıllarda büyük paralar kazanan iş adamları, İstanbul iş ve sosyete dünyasına kendilerini kabul ettirmek için yalı sahibi olmak istiyorlar.
ALICI ÇOK SATAN YOK
Boğaz’ın eşşiz yalılarına talip olanlar, sadece servetlerini son yıllarda büyük ölçüde arttıran Türkler değil. Gayrimenkulde Türkiye’ye son dönemde iyice artan yabancı ilgisinin yalılara da yansıyacağı rahatlıkla söylenebilir. Yani dünyanın önde gelen dolar milyarderlerinin Boğaz’da yalı satın almak için girişimde bulunacağı döneme girdik. Nitekim, henüz alım gerçekleşmemiş olsa da bu tür talepler gelmeye başladı bile.
Bir yalının fiyatını belirlemek dünyanın en zor değerleme çalışmalarından biridir. Çünkü fiyat çok değişkendir. Çok değil bundan 4-5 sene önce icradan 3-5 milyon dolara el değiştiren yalılara bugün 30 milyon dolardan başlayan fiyatlar isteniyor. Çünkü alıcı çok, satan yok.
Fakat bir yalının satışında, yalıya talip olan kadar yalıyı satmaya “razı olan” da önemlidir, yalının kimden alınacağı büyük önem taşır. Gayrimenkul dünyasında yaygın olan bir inanış vardır: “Zenginden ev alınmaz!” Bu anlayışı biraz daha ilerletip rahatlıkla “ultra zenginden ev hiç alınmaz” diyebiliriz. Çünkü paraya ihtiyacı yoktur. Ancak çok iyi bir fiyat karşılığında satar malını. Tabii alan açısından kimden aldığı da apayrı bir prestij konusudur.
YALI FİYATI NASIL BELİRLENİR?
Aslında bir yalının fiyatını gerçek anlamda belirleyebilmek için, tüm alıcıları bir salona toplamak, müzayede yapmak gerekir. Çünkü fiyat açısından bakıldığında bir yalının, antika eşyalardan pek de farkı yoktur. Fakat son 10 yılda müzayede ile fiyatı belirlenen yalı sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Müzayede yapılıp da satılamayan ise tek bir yalı var, Uzanlar’ın yalısı. TMSF çimento fabrikalarının ihalelerinde gösterdiği başarıyı, Uzanlar’ın yalısının satışında gösteremedi. Bugün en kötü koşullarda 40-50 milyon dolar edecek olan Afif Ahmet Paşa Yalısı, iki yıldır 25 milyon 750 bin YTL’ye satılamadı.
Genel olarak İstanbul’un Avrupa yakasında gayrimenkul, Anadolu yakasından yüzde 20 ile 30 oranında daha pahalıdır. Bu oran yalılarda, kimi zaman iki katına kadar çıkar. Bunda Avrupa Yakası’ndaki yalıların sayısının çok az olması da etkilidir.
BİZ NASIL BELİRLEDİK?
Bin civarında yalının bulunduğu Boğaziçi’nde fiyatı resmen açıklanmış tek yalı, 100 milyon dolar ile Erbilgin Yalısı. Yalının 100 milyon dolar olduğunu 2004′te çalıştığım Nokta dergisinde ilk ben yazdım. O yazıdan sonra basında bu yalıyla ilgili en az bin tane haber çıktı. Ama maalesef haberleri hazırlayan meslektaşlarım önemli bir ayrımın farkına varamadı. Sonuç olarak hem dünya, hem de Türk basınına, Türkiye’nin en pahalı evinin Erbilgin Yalısı olduğuna dair yanlış bir anlayış yerleşti. Hayır, Erbilgin Yalısı Türkiye’nin en pahalı konutu değil. Sadece “fiyatı resmen açıklanan en pahalı konutu.”
Bu çalışmayı hazırlarken referans noktamız şu oldu: “Erbilgin Yalısı’nın 100 milyon dolar yaptığı bir pazarda diğer yalılar ne kadar eder?” Ve Boğaz’daki yalıları, arsası, metrekaresi, denize göre konumu ve sahibi gibi faktörleri de gözönüne alarak değerlendirdik. Bu yalılar için müzayede yapıldığını varsaydık ve müzayedede tavan fiyatları değil, oluşacak ortalama rasyonel fiyatları baz aldık. Buradan hareketle listedeki fiyatlar oluştu.
HASİP PAŞA YALISI / BEYLERBEYİ
160 MİLYON DOLAR
19′uncu yüzyılda İstanbullular arasındaki yaygın düşünce şu şekildeydi: Dünyanın en güzel şehri İstanbul’dur, İstanbul’un en güzel yeri Boğaziçi’dir. Boğaziçi’nin en güzel yeri Beylerbeyi’dir. Beylerbeyi’nin en güzel noktası ise Hasip Paşa Yalısı’dır.
Özetle o devirde dünyanın en güzel konutunun Hasip Paşa Yalısı olduğuna inanılırdı. Beylerbeyi Yalıboyu Caddesi’ndeki bu muhteşem yalı 18′inci yüzyılda inşa edildi.
Bir asır sonra da yemlendi. Hasip Paşa Yalısı’nın Boğaziçi’ndeki sivil mimarinin en güzel örneklerinden birisi olduğu kabul edilir. Boğaziçi yalıları üzerine gazetelerde yazdığı yazılarda Haluk Şehsuvaroğlu, buranın Boğaziçi müzesi olması konusunda çok mücadele verdi.
Fakat başarılı olamadı. 1972 yılında çıkan bir yangında kül olan 4 bin 106 metrekarelik arsa üzerine konuşlanmış yalı, Sabancı ailesi tarafından satın alındı. Orijinal mimari şekliyle yeniden yaptırıldı. Orijinali iki büyük salon ve 26 odadan oluşan yalı, şu anda Demir Sabancı’ya ait.
MUHSİNZADE YALISI (Les Ottomans Oteli) KURUÇEŞME
155 MİLYON DOLAR
19′uncu yüzyılda inşa edilen, Osmanlı şaşaasını tam anlamıyla yaşamış olan Muhsinizade Yalısı, şu anda Türkiye’nin en gösterişli büyük otellerinden biri, hatta belki de birincisi: Les Ottomans. Kuruçeşme’deki 9 yalıdan biri olan Muhsinzade Yalısı’nda 1920′li yıllara kadar Sadrazam Muhsinzade Mehmet Paşa’nın çocukları, torunları yaşadı.
Yalıda o yıllara kadar Fransız matmazeller ders verdi, salonlarından piyano sesleri yükseldi. Sonra aile fertleri ya öldüler ya evlendiler ve yalıyı bir bir terk edip kaderiyle başbaşa bıraktılar. İlk önce bir kömür tüccarına depo olarak kiralandı, sonra da 1935 yılında yaşadığı yangının ardından kum deposuna dönüştü.
4527 metrekarelik arazi, uzun yıllar sonra Unsal Aysal’ın sahibi olduğu Unit Investment tarafından alındı ve Les Ottomans Oteli, Ünal Aysal’ın eşi Ahu Aysal tarafından Muhsinzade Paşa Yalısı’nın ruhuna uygun olarak yeniden inşa edildi.
İnşaat yedi sene sürdü ve tam 55 milyon dolara maloldu. 2006 yılında hizmete giren Les Ottomans, en küçüğü 80 metrekarelik 12 süit odadan oluşuyor ve beş yıldız standartlarının çok üzerinde özelliklere sahip.
FETHİ AHMET PAŞA YALISI / KUZGUNCUK
150 MİLYON DOLAR
Şu anda Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın dayısı Cengiz Valçın’a ait olan yalının bilinen ilk sahibi İsmet Bey ile ilgili kaynaklarda pek bilgiye rastlanmaz. Kendisine İsmet Bey’den intikal eden yalıya bugünkü şeklini veren Fethi Ahmet Paşa ise, Sultan Mecit’in ablası Atiye Sultan ile evliydi ve bu yüzden “Damat” lakabıyla anılırdı. 18′inci yüzyılın sonunda yapıldığı tahmin edilen yalıya adını veren Damat Fethi Ahmet Paşa, zevk sahibi bir insandı ve Osmanlı saraylarının dekore edilmesi görevi de kendisindeydi. Yalıya da kendi zevkine göre ilaveler yaptırdı, köşkünü inşa ettirdi ve bugünkü şeklini verdi.
Cumhuriyetten sonra, köşk ve hamamı yol yapımı için belediye tarafından istimlak edilen, güneydeki mutfağı da sahipleri tarafından yıktırılan yalı, boyasından dolayı Pembe Yalı olarak da anılır. Üsküdar tarafında bulunan kısmı, 1927′de bir yangında müştemilatla yanan, 1929-30 yıllarında artık boyaları dökülen ve o güzel pembe renginden eser kalmayan Fethi Ahmet Paşa Yalısı, daha sonra Fethi Paşa’nın torunlarından eski AP milletvekilli Şevket Mocan’a kaldı ve bu tarihten itibaren Mocan Yalısı olarak da anıldı.
1943-1946 yılları arasında, varisler tarafından özenli bir restorasyon yaptırılan yalının ilk halinden bugüne sadece selamlık binası ile harem bahçesi ve o zamandan kalma,güzel mermer fıskiyeli heykelli havuzu kalmış durumda.
TOPHANE MÜŞİRİ ZEKİ PAŞA YALISI / RUMELİHİSARI
125 MİLYON DOLAR
Rumelihisarı’nda, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün hemen altında kalan yalı, 19′uncu yüzyılda Osmanlı mimarisine yön veren Fransız levanten mimar Alexandre Vallaury tarafından inşa edildi.Yalıya adını veren ilk sahibi, 2. Abdülhamit döneminde 17 yıl süreyle Tophane Müşirliği yapmış olan ve padişahın sadık adamlarından biri olarak tanınan Zeki Paşa’ydı. Zeki Paşa 1914 yılında bu yalıda vefat etti.
Vahdettin’in dünyalar güzeli kızı Sabiha Sultan ile son Halife Mecit Efendi’nin oğlu Ömer Faruk Efendi bir aşk evliliği yaptıktan sonra bu yalıya yerleştiler.
Büyük kızları Neslişah Sultan da bu yalıda dünyaya geldi. Ömer Faruk Efendi sürgün edilene kadar bu yalıda yaşadı. Mimarisi geleneksel Boğaziçi mimarisinden farklı olan ve kayaların üstüne oturtulmuş bir şato görümündeki yalının toplam odası 20′den fazla.
4032 metrekare arsaya sahip dört katlı yalının bugünkü sahipleri ise Baştımar ailesi.
KIBRISLI YALISI / KANDİLLİ
120 MİLYON DOLAR
Göksu Caddesi üzerindeki bu 18′inci yüzyıl yalısının bilinen ilk sahibi, Birinci Abdülhamit devri sadrazamlarından İzzet Mehmet Paşa’dır. İzzet Paşa ailesinden sonra, bilinen son sahibi 1840′ta Askeri Şura Üyesi olan Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’ydı. Muhtelif devlet hizmetlerinde, valiliklerde, sefirliklerde bulunan, iki defa Kaptan Paşalık, üç defa sadrazamlık yapan Kıbrıslı Mehmet Paşa’ya geçtikten sonra, 19′uncu yüzyılın ikinci çeyreğinde yalı, “Kıbrıslı Yalısı” olarak anılmaya başlandı.
64 metrelik cephesiyle “Boğaz’a en geniş cephesi olan yalı” unvanlı Kıbrıslı Yalısı, sofalarından başka, alt katta onbeş, üst katla altı olmak üzere toplam 21 odalı. Yalı, Kıbrıslı Mustafa Paşa zamanında 40 bin metrekareydi. 25 bin metrekarelik arazisi plaj sahasında kaldı.
Boğaziçi’nin en güzel noktalarından biri olarak kabul edilen, dönemin başbakanı Turgut Özal tarafından 1984 yılında Bakanlar Kurulu’ndan alman özel izinle Suudi Arabistan Veliaht Prensi Abdullah Bin Abdülaziz’e satılan ve halk arasında “Sevda ‘tepesi” diye anılan ağaçlık alan da daha önce Kıbrıslı Yalısı’nın komşuydu. Yalının şimdiki sahibi ise Halis Komili’nin eşi Alev Komili.
TAHSİN BEY YALISI / YENİKÖY
115 MİLYON DOLAR
Yeniköy’deki Tahsin Bey Yalısı’nın yerinde daha önce Sağır Ahmet Bey Yalısı vardı. Bu yalı, Abdülaziz döneminde Jönktürklerin en önemli karargahlarından birisiydi. Bir müddet askeri üs olarak da kullanılan yalıya ismini, Türkiye’nin ilk barajlarını yapan ve “barajlar kralı” lakabıyla da bilinen Tahsin Uzel verdi.
Uzel, 1940′ların başında bu yalıyla birlikte yanındaki İSelahaddin Adil Paşa’nın yalısını da aldı. Yalı, Tahsin Bey tarafından yıktırılarak dönemin ünlü mimarı Sedat Hakkı Eldem’e ijinal mimarili bir bina olarak yeniden yaptırıldı.
Yalının 80 metre rıhtımı var ancak bu uzunluk iki yalının birleştirilmesiyle elde edilmiş durumda. Yalının son dönemdeki ünlü sahiplerinden biri Tercüman Gazetesi’nin sahibi Kemal llıcak’tı.
Ilıcak’tan iktisat Bankası’nın patronu Erol Aksoy’a geçen Tahsin Bey Yalısı’nda şu anda ikamet eden Haluk Dinçer ve Suzan Sabancı Dinçer çifti yalıyı, 2004 yılında TMSE’den 14.8 milyon dolara satın almıştı.
KONT OSTROROG YALISI / KANDİLLİ
105 MİLYON DOLAR
Kandilli Göksu Caddesi üzerinde yer alan bir diğer önemli yalı da Kont Ostrorog Yalısı’dır. Yalıya ismini veren Kont Ostrorog 1904 yılında burayı satın alana kadar yalının tarihiyle ilgili muhtelif rivayetler var. Kont Leon Ostrorog ise, tanınmış bir hukukçu ve Osmanlı Devleti Adalet Bakanlığı’nın Polonya asıllı Fransız müşaviri… İslam Hukuku üzerine en önemli otoritelerden biri kabul ediliyordu, istanbul’a geldiğinde ünlü Levanten ailelerden Lorandoların kızı Jeanne Lorando ile evlendi ve çift uzun yıllar dönemin istanbul sosyetesinin önde gelen isimleri oldular.
Yalıda son zamanlara kadar Kont’un ailesi, on olarak da oğlu Jean’in ikinci eşi İska oturdu. Onun da vefatıyla varisler tarafından satılığa çıkarılan yalıyı, 2001 yılında Rahmi Koç aldı ve detaylı bir restorasyon çalışmasının ardından buraya kendisi yerleşti. Denizden bakıldığında, yanyana birleştirilmiş iki yalı gibi gözüken Kont Ostrorog Yalısı, iç yapısı ile de bu etkiyi doğrular. Alt katta, devrin bütün yalılarında olduğu gibi mermer döşeli bir avlu, bu avluya açılan dört oda bulunmaktadır. İki çift merdivenle yukarı çıkılan kısımda da aynı şekilde odalar vardır.
ŞEHZADE BURHANETTİN EFENDİ YALISI (Erbilgin Yalısı) YENİKÖY
100 MİLYON DOLAR
II. Abdülhamid’in oğlu tarafından 1911′de satın alınan ve şehzadenin adını taşıyan 64 odalı yalı, Boğaz’ın en büyük sahilhanelerinden biri.
Arka bahçesinde büyük bir köşk bulunuyor. Kıbrıslı Yalısı’ndan sonra eb uzun rıhtıma da sahip yalılardan biri.
Türk asıllı Mısırlı Ahmet İhsan Bey yalıyı satın alınca, halk arasında Mısırlılar Yalısı olarak da geçmeye başlamış.
ZARİF MUSTAFA PAŞA YALISI / ANADOLUHİSARI
85 MİLYON DOLAR
Esat Bey Yalısı olarak da bilinen bu yalı, 1848′de Mustafa Paşa tarafından satın alınmış ve günümüze kadar aynı ailede kalmıştır.
Bir zamanlar Boğaz’ın en büyük binalarındandı. Günümüze ise sadece selamlığı kaldı.
1990′da bir yük gemisi yalıya çarptı ama daha sonra restore edildi.
NURİ PAŞA YALISI (Rahmi Koç Yalısı) BEYKOZ
80 MİLYON DOLAR
Abdülhamid’in subaylarından biri olan Nuri Paşa tarafından 1895′de yaptırıldığı tahmin edilen binada uzun yıllar Rahmi Koç yaşadı. Rivayete göre Nuri Paşa’nın ressam olan oğlu Hami, yandaki yalının sahibi Marki Necip’in kızıyla kaçmıştı.
CNBC Business / Tebernüş Kireçci






































You must be logged in to post a comment.