Sormadan Önce bi araştır

FATİH’TEN KALAN MİRAS TOPKAPI SARAYI

26 Ağustos 2014 'de yazıldı İstanbul | Yorumlar Kapalı

Topkapı Sarayı İstanbul Sarayburnu’da; Marmara Denizi’ni, Haliç’i ve İstanbul Boğazı’nı gören Osmanlı İmparatorluğu’nun idari merkezi, padişahların konakladığı bir saraydır. Osmanlı Devleti’nin yıkılması ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle1924 yılında bu saray müze olarak kullanılmaya başlandı. İlk olarak Kubbealtı, Arz Odası, Mecidiye Köşkü, Hekimbaşı Odası, Mustafa Paşa Köşkü ve Bağdat Köşkü gibi bölümleri hizmete açılmış  ve daha sonraları birçok bölüm ziyaretçileri kabul eder olmuştur.

Topkapı Sarayı, İstanbul’un Fatihi; Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478 yılında yaptırılmıştır. Fatih Sultan Mehmet’ten sonraki padişahlarda bu sarayda birçok değişiklik ve yenilik yaparak sarayın her geçen gün ihtişamını artırmayı başarmışlardır. Osmanlı padişahlarının konak merkezi olan bu yapı Dolmabahçe Sarayı’nın yapılması ile birlikte boşaltılmaya başlanmış ve Yıldız Sarayı’nın da yapılmasıyla tamamen boşaltılmıştır.

Topkapı Sarayı 700 bin metrekarelik bir alana yapılmış Dünya’nın en büyük saraylarından biridir. Saray sadece padişahların ikamet merkezi olarak kalmamış aynı zamanda eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü, para basımının yapıldığı, bakalar kurulunun toplandığı ve resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği fonksiyonel bir yapı olarak hizmet vermiştir.

SARAY İÇERİSİNDE YER ALAN BÖLÜMLERDEN BAZILARI

  • Babü hümayun
  • Babu-s Selam
  • İkinci Avlu
  • Divan-ı Hümayun
  • Zülüflü Baltacılar Koğuşu
  • Mutfak
  • Babü-s Saade
  • Arz Odası
  • Üçüncü Avlu
  • Enderun Kütüphanesi
  • Kutsal Emanetler
  • Hazine
  • Dördüncü Avlu
  • Revan Köşkü
  • Bağdad Köşkü
  • Sofa Köşkü
  • Sünnet Odası
  • Harem Ağaları Koğuşu
  • Harem
  • Valide Sultan Dairesi
  • Cariyeler Koridoru
  • Cariyeler Hastanesi
  • Sultan Dairesi
  • Topkapı Sarayı Bahçe

 

BAB-U HÜMAYUN

Sarayın imparatorluk kapısıdır. Sarayın içerisine bu kapıdan geçerek girilmektedir. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra kapı da birçok kez onarım ve tadilat işlemleri geçirmiştir.

Alay Meydanı (1. Avlu)

Bab-u Hümayun kapısından girilerek bu alana ulaşılabilir. Bu alan devlet erkanının atlarıyla birlikte gelebildikleri alan olma özelliğiyle diğer bölümlerden farklı bir niteliğe sahiptir. Ayrıca bu alana belirli günlerde halk kabul edilerek halkın devletle olan ilişkileri görüşülüyordu.

Bu bölümde sarayın ambarları, ahırları, fırınları, hamamları, işlikleri, darpanesi, odunlukları yer almaktaydı. Bu bölümlerden birçoğu günümüze ulaşamamıştır. Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın elemanlarının lojmanlarına, Tarih Vakfı için ayrılmış bir alana rastlamak mümkündür. Ayrıca Çinili Köşk’e, Arkeoloji Müzesi’ne ve Aya İrini Kilisesi’ne bu alanda ulaşılabilir.

Bu meydanda Enderun hastanesini, güvenliği sağlamak üzere görevli kız bekçilerinin ve koz bekçilerinin görev alanlarını görebiliriz. Ayrıca Deavi Kasrı, Cellat Çesmesi yine bu alanda yer alan bölümler arasında yer almaktadır.

2. Avlu

İkinci Avlu devletin yönetim merkezi olarak işlevini sürdürüyordu. Resmi işler, resmi görüşmeler, elçi görüşmeleri, maaş ödemeleri de bu alanda yürütülen faaliyetler arasında yer almaktaydı. Bu alana Bab-u Selam adı verilen sarayın orta kapısından girmek mümkündür.

Bu bölümde sarayın mutfaklarını, Divanı Hümayun’u ve harem kısmını görebilirsiniz. Harem sarayın en özel bölümüdür. 400 civarında odası bulunan haremde sultanın anne ve kardeşleri, cariyeleri ve harem ağaları ikamet ederdi.

3. Avlu

Saray üniversitesi, hazine odası, taht odası ve kutsal emanetler bölümü bu avluda yer alırdı. Bu avluya sultanın özel izni olmadan girmek mümkün değildi. Buranın kontrolü Ak Hadım Ağaları tarafından sağlanırdı.

4. Avlu

Bu avluda bahçe içerisine alınmış pavyonlar, Bağdat, Revan Köşkleri, Mecidiye Köşkü yer almaktadır. Misafirler için yapılmış lokanta da Mecidiye köşkünün alt katında hizmet vermektedir. Bu avludan Galata,Haliç ve Boğaz manzarasını seyretmek mümkündür.

Paylaş/Kaydet

Dolmabahçe sarayı

26 Ağustos 2014 'de yazıldı İstanbul | Yorumlar Kapalı

Osmanlı İmparatorluğu’nun 31’inci Padişahı Abdülmecit tarafından yaptırılan Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı ihtişamının ve 19. yüzyılın ortalarında görülen Batı tesiri altındaki Osmanlı estetik anlayışının en iyi örneğidir.

Dolmabahçe Sarayı’nın bulunduğu 110.000 metrekarelik alan, önceleri Osmanlı Kaptan-ı Derya’sına hizmet veren bir koy iken, 16. Yüzyılın sonlarına doğru bataklık haline gelmeye başlayınca doldurulmuş, padişahların dinlenmek ve eğlenmek için kullanabilecekleri bir ‘hasbahçe’ye çevrilmiştir.

Dolmabahçe Sarayı’ndan önce Sultan ve ailesi Topkapı Sarayı’nda yaşamaktaydılar. Ancak gittikçe daha fazla Avrupa etkisi altına giren, Avrupa hükümdarlarının yaşadığı çağdaş, lüks ve konforlu saraylara özenen padişahlar, Topkapı Sarayı’nı ilkel bulmaya ve yeni köşkler, saraylar yaptırmaya başlamışlardır. Bu akımın etkisi ile Sultan Abdülmecit de, daha önce Osmanlı’da hiç görülmemiş bir ihtişama sahip olan Dolmabahçe Sarayı’nı yapılmasını emretmiştir.

1856 yılında tamamlanan Saray, birçok mimari anlayışını Türk yaşam tarzıyla harmanlayan, heybetli ve hayranlık uyandıran bir yapı olarak ortaya çıkmıştır. Saray’da Tanzimat döneminde Batı etkisi altında kalan Osmanlı kültür ve sanatını yansıtacak şekilde, Barok, Rokoko ve Neo-klasik mimari etkileri ile Osmanlı-Doğu kültürü etkileri bir aradadır. Saray’ın dış görünüşü (özellikle Boğaz’dan bakıldığında) klasik bir Avrupa sarayına benzetilebilir. Öte yandan, bina işlevsel olarak geleneksel Osmanlı tarzına bağlı kalmıştır. Bunun en belirgin kanıtı ise sarayın batıdan doğuya, Mabeyn-i Hümayun (Selamlık), Muayede Salonu, ve Harem-i Hümayun olarak üç kısma ayrılmış olmasıdır. Ancak, Topkapı Sarayı’nın aksine Harem özerk bir bina olarak ele alınmamış, yine diğer kısımlardan ayrı olmakla beraber aynı yapının içerisine yerleştirilmiştir.

45.000 metrekarelik bir alana kurulan ve 285 odadan oluşan Dolmabahçe Sarayı, Türkiye’nin en büyük sarayıdır. Daha çok İznik çinileri ve Osmanlı oymalı dekoru ile süslenmiş olan Topkapı Sarayı’nın aksine, bu yeni sarayın süslemesinde ağırlıklı olarak altın ve kristal kullanılmıştır.

Dekorasyonda 14 ton altın varak kullanılmıştır ve Sarayın Muayede Salonu’nda, ağırlığı aşağı yukarı 4.5 ton olan, dünyanın en büyük Bohemya kristali şamdanı yer almaktadır. Sarayın pek çok yerinde kristal avizeler, şamdanlar, şömineler ve Avrupa ve Uzak Doğu’dan gelmiş dekoratif el işi eserler bulunmaktadır.

Dolmabahçe Sarayı 1922’ye kadar -Yıldız Sarayı’nın kullanıldığı 1887 ile 1909 yılları arasında geçen 22 senelik bir dönemharicinde- Osmanlı’nın ana idari merkezi olarak hizmet vermiştir. Osmanlı döneminin bitimde burada en son, son Osmanlı halifesi Abdülmecit Efendi yaşamıştır. 1924’te Saray yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolüne geçmiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk sarayı İstanbul ziyaretleri sırasında ana ikametgahı olarak kullanmış ve yabancı konuklarını burada ağırlamıştır. Hastalığının son ve en zor dönemlerini burada geçiren Atatürk, 10 Kasım 1938’de saat 9:05’te hayata gözlerini Dolmabahçe’de yummuştur.


Kapalıçarşıyı görmek için sadece bir günü feda etmeye değmez mi?

15 Kasım 2013 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »

Mimarisi ve tarihiyle İstanbul’un, hatta Dünya’nın en eski, en görkemli ve en büyük çarşılarında birisi olan “Kapalıçarşı” İstanbul’un merkezinde yer alır.

Yaklaşık olarak 31bin metrekarelik bir alana kurulmuş olan bu mimari  13 tane ana kapısı, 66 tane sokağı, 29 tane hanı ve 4 bine yakın dükkanı ile  halka hizmet vermektedir.

1461 yılında inşa edilmeye başlanan bu essiz mimari yapı yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline gelmiştir.  İstanbul’u ziyarete gelen turistlerin büyük çoğunluğu bu mekana mutlaka uğramakta ve alış veriş yapmaktadır. Kapalı Çarşı Yönetim Kurulu Başkanının verdiği bilgilere dayanarak İstanbul’u ziyaret eden turistlerin 3. Ziyaret mekanı olan Kapalıçarşı mimarisiyle, büyüklüğüyle ve ihtişamıyla turistlerin son derece ilgisini çektiğini söyleyebiliriz.

Kapalıçarşı’nın bir gün içerisinde İstanbul nüfusunun (14 milyon) yaklaşık olarak %4’ü kadar misafire ev sahipliği yaptığı edinilen bilgiler arasında yer almaktadır. Edinilen bilgiler ışığında çarşıyı ziyaret edenlerin %80’lik bir kısmının yabancı turistlerin oluşturduğu söylenebilir. Bu nedenle yaz aylarına göre ziyaretçi sayısı kış aylarında yarı yarıya kadar düşmektedir.

Bu çarşı ziyaretçilerinin birçok alış veriş ihtiyacına cevap verebilecek potansiyele sahiptir. Kuyumcusundan çeyizcisine, halıcısından dericisine, sazcısından sözcüsüne kadar ziyaretçilerini memnun etme çabası içerisinde olan Kapalıçarşı esnafları bu kültürel mirasımızı yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için ellerinden gelen gayreti göstermektedirler.

Hafta içi saat 08:00 de akşam saat 19:00 ‘a kadar açık olan Kapalıçarşı Cumartesi günleri de aynı saatler arasında hizmet verirken Pazar günleri ve dini bayramlarda kapalıdır.

Kapalıçarşı ziyaretçilerinden Serdar TUNÇAL ile yapılan görüşmede Serdar TUNÇAL’a şu soru yöneltildi:

-          Neden Kapalıçarşı?

-          Bu essiz yapı bana hitap ediyor. Burada zengininden fakirine, büyüğünden küçüğüne,  yerlisinden yabancısına herkesin ihtiyaçlarını karşılayabilecek her şey elimizin altında. Ayrıca daha ucuza daha kalitelisini burada bulabilirsiniz.

-          Esnafın tutumunu nasıl buluyorsunuz?

-          Esnafın son derece ilgili olduğunu, saygı sevgi çerçevesi içerisinde işlerini layıkıyla yaptığını söyleyebiliriz.

Serdar TUNÇAL ile yapılan görüşmeden anlaşılabileceği gibi herkesin gelip her şeye rahatlıkla ulaşabildiği ve piyasa fiyatından daha ekonomik fiyatlarla alış veriş yapılabildiği için “Kapalıçarşı” diyoruz biz. Bu yüzden turistlerin ve halkın vazgeçilmez uğrak noktası Kapalıçarşı.

Kapalıçarşı ülke ekonomisine de büyük katkılar sağlamıştır ve sağlamaya devam etmektedir. Özellikle yabancı turist ziyaretçilerinin bıraktığı dövizler hem ülke ekonomisinin hem de Kapalıçarşı esnafının yüzünü güldüren en önemli unsurdur.

Kapalıçarşı esnaflarından 75 yaşındaki kuyumcu Ahmet SÖĞÜT bankalar kurulmadan önce halkın parasının, takısının, altınının buralarda muhafaza edildiğini söyledi. Adeta banka veya görevi gören bir çarşı olduğunu ifade etti. Kapalı çarşı esnafına o derece güven duyulur o derece itimat edilirdi diye sözlerine devam eden Ahmet SÖĞÜT bu durumu çok nadir de olsa devam ettiren kişilerin olduğunu belirtti.

Kapalı çarşı esnafının büyük çoğunluğu kuyumcularda oluşmaktadır. Çarşıda 1000 civarında kuyumcu dükkanı hizmet vermektedir. Fakat altın fiyatlarındaki kontrolsüz dalgalanmanın ve fiyatların yükselmesi bir çok esnafı zor durumda bırakmış hatta dükkanını kapatıp kiraya verenlerin bile olduğunu Ahmet SÖĞÜT’ten öğrendik.

Ülkemizden Dünya’ya ülkelerine ihraç edilen altınların yarısından fazlasının Kapalıçarşı’da işlendiği edinilen bilgiler arasında yer almaktadır. Diğer şehirlerimizden her gün Kapalıçarşı’ya işlenmek üzere altın gönderilmektedir. Son zamanlarda altın fiyatlarındaki dalgalanmaya bağlı olarak halkın evindeki altınları satmasıyla bu sirkülasyonun hızla arttığı ve tonları bulduğu Ahmet SÖĞÜT’ten edinilen bilgiler arasında.

Kapalıçarşı’yı tanıtmak maksadıyla yurt dışında fuarlara gidiliyor. Buralarda Türkiye’nin kültürel mirası korumak, canlandırmak ve ayakta tutmak için faaliyetlerde bulunuluyor. Çarşı adına Kapalıçarşı TV adında açılmış bir kanal bile bulunmaktadır. Bu kanalda Kapalıçarşı ve diğer kültürel değerlerimizi tanıtıcı belgeseller, filmlerin ekrana gelmektedir.

Kapalıçarşı içerisinde birçok noktaya konulan televizyonlardan da Kapalıçarşı’yı tanımak hatta anlık döviz hareketlerini de bu televizyonlardan izlemek mümkündür.

Kapalıçarşı içerisinde  güvenlik önlemleri güvenlik kameraları, güvenlik görevlileri ve polis noktası ile sağlanmakta.

Kapalıçarşı’yı; Dünya’nın en görkemli, en eski, en büyük alış veriş merkezini, turistlerimizin ve halkımızın vazgeçilmez uğrak noktasını gezip görmeyi, alışverişin tadının Kapalıçarşı’da yaşamayı herkese tavsiye ederim.


istanbul elbet birgün fetholunacaktır …

30 Haziran 2009 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »

Peygamber efendimizin istanbulun fethiyle ilgili hadisini bilmeyenler vardır elbet.

“Letüftehannel Konstantiniyye, feleniğmel emiru, emiruha, feleniğmel ceyş-i, zelikel ceyş”

İstanbul elbet birgün fetholunacaktır, onu fetheden kumandan ne büyük kumandan, fetheden askeder ne kadar güzel askerdir.

English

1- Surely, Constantinople (Istanbul) will be conquered (by my community); how blessed the commander who will conquer it, and how blessed his army

2- Istanbul will surely be conquered. What a splendid commander is the commander who conquers and what a splendid army is the army which conquers her

3-Verily you shall conquer Constantinople. What a wonderful leader will he be, and what a wonderful army will that army be!

4-Constantinople will definitely be conquered one day. What a nice commandment is the commandment that conquers it, what nice soldiers is the soldiers that conquers it

Fr- Certes, la ville de Constantinople sera conquise. Beni soit le commandant qui le fera et béni l’armée qui y entrera

fr- Certes, la ville de Constantinople sera conquise. Quel bon commandant que celui qui conquerra, et quelle bonne armée que la sienne

fr-Constantinople sera conquise. Quel bon gouverneur sera son conquérant et quelle bonne armée sera celle qui va la conquérir

Esp.

1- Seguramente, Constantinopla (Estambul) será conquistada (por mi comunidad); cuán bendito el comandante que la conquistará, y cuán bendito su ejército.

2- Ciertamente, Constantinopla será conquistada. Bendito es el comandante que la conquistará, y benditas sus tropas.

3- Ciertamente, Constantinopla será conquistada. Qué grande será el comandante que la conquistará, y qué excelente es su ejército.


Ciertamente, Constantinopla será conquistada. Qué grande será el comandante que la conquistará, y qué excelente es su ejército

Theodosius dikilitaşının yazıtları – Obelisk of Theodosius

1 Mayıs 2009 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »

Sultan Ahmet meydanı yani hipodromda 4. yüzyılda dikilmiş olan porfir dikilitaşın kaidesinde latince ve yunanca yazıtlar bulunmaktadır.

Latince:

DIFFICILIS QVONDAM DOMINIS PARERE SERENIS
IVSSVS ET EXTINCTIS PALMEM PORTARE TYRANNIS
OMNIA THEODOSIO CEDVNT SOBOLIQVE PERENNI
TER DENIS SIC VICTVS EGO DOMITVSQVE DIEBVS
IVDICE SVB PROCLO SVPERAS ELATVS AD AVRAS

İngilizce tercümesi:

Daha fazla »


Farklı dillerde istanbul

1 Mayıs 2009 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »
  • Rumca: Konstantinúpolis (Κωνσταντινούπολη), Istinpolin, Megali Polis, Kalipolis, Vizantion
  • Latince: Bizantium, Constantinopolis, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma
  • Gürcüce: Estanbuli, Eskombuli
  • Slavca: Çargrad, Konstantingrad
  • İbranice: איסטנבול (İs-tan-bul), Ortaçağ’da קושטא (Kuş-ta / Kos-ta)
  • Norsca: Miklagard
  • Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli, Stambol (Ստամբուլ)
  • Arapça: Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma
  • Selçuklular zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul Daha fazla »

Dolmabahçe sarayını kullanmış olan Sultanlar

31 Aralık 2008 'de yazıldı İstanbul, Tarih | Yorum yok »

Abdülmecid Han’ın (1839-1861) 1856 yılında Mimar Sarkis Balyan’a Dolmabahçe sarayını inşa ettirmesiyle birlikte saltanat Dolmabahçe Sarayına taşınmıştır. 1922 yılına kadar 6 padişah ve sonrasında 1924 yılnıa kadarda 2 yıl boyunca Halife Abdülmecid Efendi tarafından kullanılmıştır.

Sarayda yaşamış olan 6 padişaha gelince.

Sultan Abdülmecid (1839-1861)

sultan_abdulmecid.jpg

Sultan Abdülaziz (1861-1876)

Sultan V. Murat (1876-1876)

Sultan II. Abdulhamit (1876-1909)

Sultan V. Mehmet Reşat (1909-1918)

Sultan VI. Mehmet Vahideddin (1918-1922)

Halife Abdülmecid Efendi (1922-1924)


İstanbul Kara Surlarındaki Kapılar

27 Aralık 2008 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »

İstanbul Kara Surlarında bulunan kapılara ait bir çizim ekliyorum şimdilik. Kapı adları ve açıklamalarını daha sonra ekliyeceğim.


Eski İstanbul Resimleri

18 Aralık 2008 'de yazıldı Tarih | Yorum yok »


İstanbul Sonbahar

18 Aralık 2008 'de yazıldı İstanbul, Karma | Yorum yok »

DSCN7711 (Small) DSCN7710 (Small) DSCN7697 (Small) DSCN7696 (Small) DSCN7693 (Small)
DSCN7687 (Small) DSCN7686 (Small) DSCN7703 (Small) DSCN7702 (Small) DSCN7699 (Small)
DSCN7694 (Small) DSCN7691 (Small) DSCN7689 (Small) DSCN7688 (Small) DSCN7595 (Small)
DSCN7594 (Small) DSCN7591 (Small) DSCN7590 (Small) DSCN7589 (Small) DSCN7586 (Small)


İstanbul’un Tarihi Kronolojisi

18 Aralık 2008 'de yazıldı İstanbul, Tarih | Yorum yok »
  • Neolitik ve Kalkolitik dönem – Küçük çekmece kenarına bulunan yarım burgaz mağarası
  • Pleolitik Dönem – Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik, Ağaçlı Yakınlarında Orta Paleolitik ve Üst Paleolitik dönmine özgü aletlere rastlanmıştır.
  • 5000 MÖ ve sonrası – Kadıköy fikirtepe, Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Dabutpaşa, Kilyos ve Ambarlı
  • 680 MÖ -Dor istilasından kaçan Megaralıların Marmara denizini geçerek Chalcedon’u (Bugün ki Kadıköy) kurmaları.
  • 660 MÖ- Megaralıların lideri trakyalı Byzas’ın Halkın bazılarına Chalcedon’un karşısına yani bugun ki saryaburnu mevkine yerleşmesine izin vermesi ve böylelikle Byzantium denen kentin ortaya çıkması. Daha fazla »