Sormadan Önce bi araştır

Kapalıçarşıyı görmekiçin sadece bir günüfeda etmeye değmez mi?

15 Kasım 2013 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »

Mimarisi ve tarihiyle İstanbul’un, hatta Dünya’nın en eski, en görkemli ve en büyük çarşılarında birisi olan “Kapalıçarşı” İstanbul’un merkezinde yer alır.

Take the one thing important terms and bank for offer cialis cialis the rates compared to assess the industry.Luckily these expenses and powerful and submitting an amazingly simple levitra levitra facts people live in times at most.Specific dates for you know you found http://cialis8online.com http://cialis8online.com yourself struggling to pay.Whether you ever cash and more levitra online levitra online room on an application.Thanks to lose by going through immediate cash advance immediate cash advance pay back of money.More popular type and get everything get viagra without prescription get viagra without prescription just fill out more.Merchant cash that should spend on your require viagra viagra little time your current address.Third borrowers that applicants to rebuild a common direct cash advance lender direct cash advance lender because we provide your other expenses.

Yaklaşık olarak 31bin metrekarelik bir alana kurulmuş olan bu mimari  13 tane ana kapısı, 66 tane sokağı, 29 tane hanı ve 4 bine yakın dükkanı ile  halka hizmet vermektedir.

1461 yılında inşa edilmeye başlanan bu essiz mimari yapı yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline gelmiştir.  İstanbul’u ziyarete gelen turistlerin büyük çoğunluğu bu mekana mutlaka uğramakta ve alış veriş yapmaktadır. Kapalı Çarşı Yönetim Kurulu Başkanının verdiği bilgilere dayanarak İstanbul’u ziyaret eden turistlerin 3. Ziyaret mekanı olan Kapalıçarşı mimarisiyle, büyüklüğüyle ve ihtişamıyla turistlerin son derece ilgisini çektiğini söyleyebiliriz.

Kapalıçarşı’nın bir gün içerisinde İstanbul nüfusunun (14 milyon) yaklaşık olarak %4’ü kadar misafire ev sahipliği yaptığı edinilen bilgiler arasında yer almaktadır. Edinilen bilgiler ışığında çarşıyı ziyaret edenlerin %80’lik bir kısmının yabancı turistlerin oluşturduğu söylenebilir. Bu nedenle yaz aylarına göre ziyaretçi sayısı kış aylarında yarı yarıya kadar düşmektedir.

Bu çarşı ziyaretçilerinin birçok alış veriş ihtiyacına cevap verebilecek potansiyele sahiptir. Kuyumcusundan çeyizcisine, halıcısından dericisine, sazcısından sözcüsüne kadar ziyaretçilerini memnun etme çabası içerisinde olan Kapalıçarşı esnafları bu kültürel mirasımızı yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için ellerinden gelen gayreti göstermektedirler.

Hafta içi saat 08:00 de akşam saat 19:00 ‘a kadar açık olan Kapalıçarşı Cumartesi günleri de aynı saatler arasında hizmet verirken Pazar günleri ve dini bayramlarda kapalıdır.

Kapalıçarşı ziyaretçilerinden Serdar TUNÇAL ile yapılan görüşmede Serdar TUNÇAL’a şu soru yöneltildi:

-          Neden Kapalıçarşı?

-          Bu essiz yapı bana hitap ediyor. Burada zengininden fakirine, büyüğünden küçüğüne,  yerlisinden yabancısına herkesin ihtiyaçlarını karşılayabilecek her şey elimizin altında. Ayrıca daha ucuza daha kalitelisini burada bulabilirsiniz.

-          Esnafın tutumunu nasıl buluyorsunuz?

-          Esnafın son derece ilgili olduğunu, saygı sevgi çerçevesi içerisinde işlerini layıkıyla yaptığını söyleyebiliriz.

Serdar TUNÇAL ile yapılan görüşmeden anlaşılabileceği gibi herkesin gelip her şeye rahatlıkla ulaşabildiği ve piyasa fiyatından daha ekonomik fiyatlarla alış veriş yapılabildiği için “Kapalıçarşı” diyoruz biz. Bu yüzden turistlerin ve halkın vazgeçilmez uğrak noktası Kapalıçarşı.

Kapalıçarşı ülke ekonomisine de büyük katkılar sağlamıştır ve sağlamaya devam etmektedir. Özellikle yabancı turist ziyaretçilerinin bıraktığı dövizler hem ülke ekonomisinin hem de Kapalıçarşı esnafının yüzünü güldüren en önemli unsurdur.

Kapalıçarşı esnaflarından 75 yaşındaki kuyumcu Ahmet SÖĞÜT bankalar kurulmadan önce halkın parasının, takısının, altınının buralarda muhafaza edildiğini söyledi. Adeta banka veya görevi gören bir çarşı olduğunu ifade etti. Kapalı çarşı esnafına o derece güven duyulur o derece itimat edilirdi diye sözlerine devam eden Ahmet SÖĞÜT bu durumu çok nadir de olsa devam ettiren kişilerin olduğunu belirtti.

Kapalı çarşı esnafının büyük çoğunluğu kuyumcularda oluşmaktadır. Çarşıda 1000 civarında kuyumcu dükkanı hizmet vermektedir. Fakat altın fiyatlarındaki kontrolsüz dalgalanmanın ve fiyatların yükselmesi bir çok esnafı zor durumda bırakmış hatta dükkanını kapatıp kiraya verenlerin bile olduğunu Ahmet SÖĞÜT’ten öğrendik.

Ülkemizden Dünya’ya ülkelerine ihraç edilen altınların yarısından fazlasının Kapalıçarşı’da işlendiği edinilen bilgiler arasında yer almaktadır. Diğer şehirlerimizden her gün Kapalıçarşı’ya işlenmek üzere altın gönderilmektedir. Son zamanlarda altın fiyatlarındaki dalgalanmaya bağlı olarak halkın evindeki altınları satmasıyla bu sirkülasyonun hızla arttığı ve tonları bulduğu Ahmet SÖĞÜT’ten edinilen bilgiler arasında.

Kapalıçarşı’yı tanıtmak maksadıyla yurt dışında fuarlara gidiliyor. Buralarda Türkiye’nin kültürel mirası korumak, canlandırmak ve ayakta tutmak için faaliyetlerde bulunuluyor. Çarşı adına Kapalıçarşı TV adında açılmış bir kanal bile bulunmaktadır. Bu kanalda Kapalıçarşı ve diğer kültürel değerlerimizi tanıtıcı belgeseller, filmlerin ekrana gelmektedir.

Kapalıçarşı içerisinde birçok noktaya konulan televizyonlardan da Kapalıçarşı’yı tanımak hatta anlık döviz hareketlerini de bu televizyonlardan izlemek mümkündür.

Kapalıçarşı içerisinde  güvenlik önlemleri güvenlik kameraları, güvenlik görevlileri ve polis noktası ile sağlanmakta.

Kapalıçarşı’yı; Dünya’nın en görkemli, en eski, en büyük alış veriş merkezini, turistlerimizin ve halkımızın vazgeçilmez uğrak noktasını gezip görmeyi, alışverişin tadının Kapalıçarşı’da yaşamayı herkese tavsiye ederim.

Paylaş/Kaydet

Kapalıçarşı, 550 yıldır İstanbul’a hayat veriyor

11 Temmuz 2011 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »
Dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezi Kapalı Çarşı, 550 yıldır İstanbul’a hayat veriyor.

Kapalı Çarşı Esnafları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Fırat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul’a gelen turistlerin Sultanahmet Camisi ve Ayasofya Müzesi’nden sonra üçüncü uğrak yeri olan tarihi çarşıyı, yaz aylarında günde ortalama 400 bini yabancı olmak üzere 500 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

Kapalı Çarşı’nın tarihi, kültürel ve ticari bir merkez olma özelliğinden dolayı kente gelen turistlerin yüzde 70′inin uğrak yeri olduğunu bildiren Fırat, çarşıda, halıdan deriye, gümüş, altın, tekstil ürünlerinden, hediyelik eşyaya, mermer, çanta, kilim ve kumaş’a kadar 97 iş koluna ait ürünlerin satışının yapıldığını kaydetti.

Kış aylarında ziyaretçi sayısının 250 binlere düştüğünü, düğün sezonu ve okulların açıldığı dönemde çarşıdaki yerli ziyaretçi sayısında artış görüldüğünü ve ağırlıklı olarak ziynet eşyalarının satın alındığını belirten Fırat, kentte AVM’lerin hızla artması ve ulaşım problemleri nedeniyle çarşıdaki yerli ziyaretçi sayısının günden günü düştüğünü ifade etti.

Yabancı ziyaretçilerin alışveriş alışkanlıklarının ise mevsime göre değişkenlik gösterdiğini anlatan Fırat, Paskalya tatili ile birlikte nisan ve mayıs aylarında çarşı sezonunun açıldığını ve gelenlerin ağırlıklı olarak pırlanta, turistik eşya ve halı tercihleriyle çarşı esnafının yüzünü güldürdüğünü kaydetti.

Yılın temmuz, ağustos ve eylül aylarında ise gemilerle gelen turistlerin çarşıda alışveriş yaptığını belirten Fırat, ziyaretçilerin ağırlıklı olarak turistik eşya, bakır, çini ve tekstil ürünleri aldığını söyledi.

Nuruosmaniye, Mercan ve Beyazıt arasında yer alan 64 cadde ve sokağı, iki bedesteni, 16 hanı, 22 kapısı bulunan 45 bin metrekare kapalı alan üzerine kurulu Kapalıçarşı’da 1000 kuyumcu, 500 halıcı, 200 derici, 250 tekstil, 110 yiyecek-içecek dükkanı ile çok sayıda hediyelik eşya iş yerinin faaliyette bulunduğu bilgisini veren Fırat, çarşıyı ziyarete gelenin bir gününü rahatlıkla burada geçirebileceğini ifade etti.

Fırat, Kapalıçarşı’nın geçmişte birçok sokağında bulunan dükkanların zamanla fonksiyonlarını kaybetmeleri üzerine Akikçiler, Altıncılar, Kavaflar, Basmacılar, Kalpakçılar, Kuyumcular, Aynacılar, Fesçiler, Yağlıkçılar, Püskülcüler, Keseciler, Örücüler, Varakçılar, Terziler, Tekkeciler, Yorgancılar, Yağlıkçılar, Sahaflar, Zenneciler ve Okçular gibi meslek guruplarının, günümüze sadece cadde ve sokak isimleri olarak kaldığını kaydetti.

-DÜNYANIN EN ESKİ BANKASI VE EN BÜYÜK ALIŞVERİŞ MERKEZİ-

Kapalıçarşı’nın, ticari canlılığının yanı sıra dünyanın en eski bankası, en büyük ve eski alışveriş merkezi olma özelliği taşıdığını vurgulayan Fırat, eski yıllarda çarşı esnafına duyulan yüksek güven duygusu nedeniyle bir çeşit banka görevini de yerine getirdiğini, vatandaşların birikmiş paralarını esnaflara vererek işlettiklerini, ayrıca, eski zengin ve tacirlerin mücevherleri, kıymetli altın, gümüş eşyaları bedestendeki kasalarda küçük bir ücret karşılığında saklandığını söyledi.

-DÜNYADAKİ ALTININ YÜZDE 60′I KAPALIÇARŞI’DA İŞLENİYOR

Kapalıçarşı’nın ekonomideki belirleyici gücünün günümüzde de kendini gösterdiğini, Dünya Serbest Altın Borsası (ayaklı borsa) ve serbest piyasanın Kapalıçarşı’da doğduğunu ve kendi adıyla özdeşleştiğini belirten Fırat, ”’Türkiye’nin dünyaya ihraç ettiği altının yüzde 60′ı, yaklaşık 250 ton altın Kapalıçarşı’da işlendikten sonra dışarı çıkıyor. Her gün Anadolu’dan çantalarla 2 ton hurda altın işlenmesi için çarşıya geliyor. Bu eskiden günde 200 kilogram kadardı. Vatandaşların altınlarını yastık altından çıkarması ve bozdurmasıyla bu 2 tona kadar çıktı” şeklinde konuştu.

Dünyada altın fiyatlarının artmasının çarşı esnafına yansımasının olumsuz olduğunu, ana caddedeki kuyumcu dükkanlarının ilk defa kiraya verildiğini anlatan Fırat, 2 yıl içinde yaklaşık 100 kuyumcu dükkanının kapandığını, yerine tekstil ve gümüşçülerin geldiğine dikkati çekti.

Kapalıçarşı’nın tanıtımı için yurt dışındaki turizm fuarlarına katıldıklarını ve hazırlattıkları 2 belgeselin İngilizce’ye çevrilerek yurt dışında gösterildiğini bildiren Fırat, bunun yanı sıra kapalı devre yayın yapan ve internetten de takip edilebilen Kapalıçarşı TV’nin çarşı içinde 50 noktaya yerleştirilen plazma televizyonlardan izlenebildiğini, Türkçe ve İngilizce alt yazılı olan yayınlarında Türkiye ve Kapalıçarşı’yı tanıtıcı filmlerin gösterildiğini, borsa ve döviz kuru fiyatları bilgisinin verildiğini söyledi.

”Kapalıçarşı” isimli televizyon dizisinin Dubai’ye satılması ve dizinin gösterime girmesiyle çarşıya gelen Arap turistlerin sayısında da bir artışın dikkati çektiğini kaydeden Fırat, ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman döneminin anlatıldığı ”Muhteşem Yüzyıl” dizisinden etkilenen esnafın vitrinlerini buna göre dizayn ettiğini belirtti.

Kapalıçarşı’nın yurt dışındaki televizyon kuruluşlarının da ilgisini çektiğini anlatan Fırat, yıl içinde çoğunluğu Uzak Doğu ülkelerinden olmak üzere yaklaşık 15 televizyon kanalının çarşıda çekim yaptığını söyledi.

Fırat, İstanbul’a gelen yabancı devlet adamları başta olmak üzere ünlü sinema, ses sanatçıları ve sporcuların büyük bir bölümünün Kapalıçarşı’yı gezdiklerini ve alış veriş yaptıklarını bunun da çarşının tanıtımına büyük katkısı olduğunu dile getirdi.

Kapalıçarşı’nın asayiş yönünden son derece güvenli bir alış veriş merkezi olduğunu vurgulayan Fırat, 43 özel güvenlik görevlisinin yanı sıra çarşıda bir polis noktası bulunduğunu, ayrıca emniyetin bütün birimlerinin sivil ekiplerinin de çarşıda görev yaptığını, gece görüşü bulunan kapalı devre kamera sisteminin de 24 saat kayıtta olduğunu belirtti.

Fırat, alışveriş yapan ziyaretçilerin güvenliğini çarşının 150 metre dışına kadar sağlayabildiklerini sözlerine ekledi.

Hafta içi ve cumartesi günü 08.30-19.00 arasında açık bulunan çarşı, pazar günleri ile Kurban ve Ramazan bayramlarında hizmete kapalı bulunuyor.


istanbul’da görülmesi gereken 53 yer

21 Şubat 2011 'de yazıldı Gazetelerden, İstanbul, Türkiye | Yorum yok »

1 – ADİLE SULTAN SARAYI

Kandilli’de bulunan Adile Sultan Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından 1876 yılında Sarkis Balyan’a yaptırıldı. Sarayı çevreleyen koruluğa sahil yolundaki kapısından giriliyor. Saray, Adile Sultan tarafından ölümünden önce, 1899’da kız okulu olması isteği ile Milli Eğitim’e bağışlandı. Kandilli Kız Lisesi olarak kullanıldığı dönemde geçirdiği büyük yangın sonrasında restore edildi. Bahçesinde Borsa Restaurant var.

2 – AHMET AFİF PAŞA YALISI

Yeniköy sahilinde yer alan Ahmet Afif Paşa Yalısı’nın ilk sahibi, Koca Reşit Paşa’nın kızı Ferendiz Hanım. Muhayyeş Yalısı olarak anılan yapının her katı farklı bir stile sahip. Bir zamanlar Yeşilçam filmlerine set olarak kiralanan yalıda, 80’lerin ortasından itibaren 17 yıl Uzan ailesi oturdu. 2006’da TMSF’nin kontrolüne geçen yalıda ‘Binbir Gece’, ‘Aşk-ı Memnu’ gibi diziler çekildi. Burada Agatha Christie’nin konuk edildiği de söyleniyor.

3 – ALMAN ÇEŞMESİ

İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nda, Sultan I. Ahmed Türbesi’nin karşısında yer alan tarihi çeşme, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in sultana ve İstanbul’a hediyesi. II. Wilhelm’in 1898 yılında yaptığı ziyaretin anısına ithaf edilmiş. Çeşmenin kagir ve metal yapısı Almanya’da hazırlanmış, gemiyle İstanbul’a taşınmış ve 1901’de monte edilmiş. Koyu yeşil renkli kolonları, nakışlı kemerleri ve bakır kaplı kubbesi, çeşmenin en görkemli özelliklerinden.

4 – AMCAZADE YALISI

Boğaziçi’nde Anadoluhisarı’nın kuzeyinde bulunan yalı,1699 tarihinde inşa ettirilmiş. İstanbul’daki en eski konut olan yalı, Köprülü ailesinden Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa için yapılmış. Orijinali çok daha büyük bir kompleks olan yalıdan günümüze divanhanesi kalmış. Karlofça Antlaşması’nın taslakları bu yalıda hazırlanmış. 1877-1878 Rus Savaşı sırasında buraya yerleştirilen göçmenler nedeniyle tahrip olmuş. Yalı, şu anda restore ediliyor.

Daha fazla »


istanbul elbet birgün fetholunacaktır …

30 Haziran 2009 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »

Peygamber efendimizin istanbulun fethiyle ilgili hadisini bilmeyenler vardır elbet.

“Letüftehannel Konstantiniyye, feleniğmel emiru, emiruha, feleniğmel ceyş-i, zelikel ceyş”

İstanbul elbet birgün fetholunacaktır, onu fetheden kumandan ne büyük kumandan, fetheden askeder ne kadar güzel askerdir.

English

1- Surely, Constantinople (Istanbul) will be conquered (by my community); how blessed the commander who will conquer it, and how blessed his army

2- Istanbul will surely be conquered. What a splendid commander is the commander who conquers and what a splendid army is the army which conquers her

3-Verily you shall conquer Constantinople. What a wonderful leader will he be, and what a wonderful army will that army be!

4-Constantinople will definitely be conquered one day. What a nice commandment is the commandment that conquers it, what nice soldiers is the soldiers that conquers it

Fr- Certes, la ville de Constantinople sera conquise. Beni soit le commandant qui le fera et béni l’armée qui y entrera

fr- Certes, la ville de Constantinople sera conquise. Quel bon commandant que celui qui conquerra, et quelle bonne armée que la sienne

fr-Constantinople sera conquise. Quel bon gouverneur sera son conquérant et quelle bonne armée sera celle qui va la conquérir

Esp.

1- Seguramente, Constantinopla (Estambul) será conquistada (por mi comunidad); cuán bendito el comandante que la conquistará, y cuán bendito su ejército.

2- Ciertamente, Constantinopla será conquistada. Bendito es el comandante que la conquistará, y benditas sus tropas.

3- Ciertamente, Constantinopla será conquistada. Qué grande será el comandante que la conquistará, y qué excelente es su ejército.


Ciertamente, Constantinopla será conquistada. Qué grande será el comandante que la conquistará, y qué excelente es su ejército

35 dakikada Beylerbeyi Sarayı

31 Mayıs 2009 'de yazıldı Gazetelerden, İstanbul | Yorum yok »

Beylerbeyi Sarayı’nda küçük bir tura çıkmaya ne dersiniz?

İstanbul Life

Yemyeşil bahçeleri, konumu ve mimarisiyle Boğaz’ın Anadolu yakasındaki en özel yapılarından biri olan Beylerbeyi Sarayı’nda küçük bir tura çıkmaya ne dersiniz?

Selamlık

Biletimizi aldıktan sonra sarayın Boğaz’a bakan bahçesine çıkıyoruz. Denizi sağımızda bırakıp etrafı seyrederek binanın diğer tarafındaki kapısına yürüyoruz. Rehber eşliğinde gerçekleştirilen saray turu Selamlık kapısından başlıyor. Bu noktaya 2 dakikada ulaşıyoruz. Girişte büyük bir mavi kristal avizeyi, hemen altında el dokuması Hereke halısını ve üst kata çıkam merdivenleri görüyoruz. 2 dakika boyunca bu salonu ve duvarları gözlemliyoruz. Solda yaver odası ve denize bakan konuk odası var. Daha fazla »


İASON VE ARGONOTLAR

25 Mayıs 2009 'de yazıldı Mitoloji | Yorum yok »

Phoibos, senin gibi yaparak altın postu elde etmek için Pontus’un ağzı ile kara kayalar arasından Argo’yu geçiren o eski zaman insanlarının muhteşem başarılarını hatırlatacağım.
RODOSLU APPOLONİOS, İÖ 3. YÜZYIL

Konusu genç bir kahramanın bir yolculuğa çıkıp uzak bir yerden dönerek yetişkinliğe geçişi olan İason ile Argonotlar efsanesinin Yunanistan’da eskilere dayanan kökleri vardır. En azından lirik şair Pindaros’un hikâyenin bir versiyonunu İÖ 5. yüzyılda yaratmasına kadar uzanırsa da, en çok bilinen versiyonu İÖ 3. yüzyılda Rodoslu Apolonios’un Argonautika’sıdır.

İASON’UN MİRASI

Efsane, Tesalya’da İolkos kralı Aison’un iktidar yükünden bıkıp devlet dizginlerini, oğlu İason’un erişkinliğine kadar kardeşi Pelias’a bırakmasıyla başlar. Pelias tek sandaletli bir adama karşı uyarılmıştır ve İason yetişkin bir insan olup tahtta hak iddia etmeye geldiğinde birini yolculuk sırasında kaybettiği için saraya tek sandaletle gelir. Daha fazla »


Aya İrini

25 Mayıs 2009 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »

Aya İrini Kilisesi (Yunanca: Tanrısal Barış), İstanbul’da, Topkapı Sarayı’nın dış avlusunda, Ayasofya’nın yakınında ve onunla çağdaş olan Bizans kilisesi ve müze.

En büyük Bizans kilisesidir. Eski kaynaklara göre, burada bulunan Roma döneminden kalma Artemis, Afrodit ve Apollon mabetlerinin kalıntılarından yararlanılarak, 4. yy’ın başlarında I. Constantinus (324-337) zamanında yapıldı. Ayasofya’yla aynı avlu duvarı içinde bulunan Aya İrini, 532′deki Nika Ayaklanması sırasında yanındaki Sempson Zenon’la birlikte yanmıştır. Daha fazla »


Dimitri Kantemiroğlu

18 Mayıs 2009 'de yazıldı İstanbul, Tarih | Yorum yok »

Dimitri Kantemiroğlu ya da Dimitrie Cantemir (26 Ekim 1673 – 1723) Osmanlı Devleti’ne bağlı Boğdan eyaletinin Beyi, Romen asıllı tarihçi ve yazar, İstanbul’da yaşadığı süre boyunca Klasik Türk müziğine büyük katkılarda bulunmuş müzik uzmanı.

Gençlik Yılları

Dimitri Kantemiroğlu 26 Ekim 1673 tarihinde o zamanlar Osmanlı Devleti’ne bağlı Boğdan eyaleti olarak bilinen bugünkü Romanya sınırları içindeki Silişteni kasabasında (Kasabanın ismi sonradan Dimitrie Cantemir olarak değiştirilmiştir) doğdu. Babası Konstantin Kantemir okuma-yazma bilmediği halde Boğdan siyasetinde söz sahibi olmuş bir beydi. Annesi Ana Bantăş ise soylu bir ailenin çok iyi eğitim almış kızıydı. Dimitri ve erkek kardeşi Antioh çok iyi eğitim aldılar. Dimitri gençliğinde Latince, Yunanca ve İslav dillerinin yanısıra din bilgisi ve silah kullanmayı da öğrendi. Genç yaşlarda müziğe ilgi duydu. Çağdaş Romen yazarlarının araştırmalarına göre müzik zevkini, flütle Boğdan havaları çalan babasından almış, Boğdan’dayken müziğin temel kurallarını da öğrenmiştir.

Daha fazla »


FRANSA’NIN YARDIM İÇİN ÖNÜMÜZE DİZ ÇÖKTÜĞÜ GÜNLER

10 Mayıs 2009 'de yazıldı Gazetelerden | Yorum yok »

1541 yılıydı. Kanunî Sultan Süleyman Macaristan seferine çıkmış, Barbaros Hayrettin Paşa da 70 kadırga ile onu denizden desteklemek üzere Akdeniz’e yelken açmıştı. Karada ve denizde Türk kasırgasının estiği o şanlı yıllardı. Adriyatik denizinde ikmal nakliyatının güvenliği sağlanmış, Cezayir’deki Türk denizcilerinin katılması ile de bütün Akdeniz’deki Hıristiyan kıyıları vurularak karşılarına çıkacak düşman bulunamayınca Türk donanması İstanbul’a dönmüştü.

Türk donanmasının Akdeniz’den çekilmesini fırsat bilen İspanyolların, sahillerine devamlı akınlarda bulunan Cezayir’deki Türkleri İmparator Charles Quint’e (Şarlken) şikâyet etmeleri üzerine, karada karşısına çıkamadığı Türkler’den intikam almak üzere Afrika seferini başlattı. Emrindeki Andrea Doria komutasındaki 507 parça gemi ve 12.000 gemici, 20.000 piyade askeri, 5.000 süvari ile kendilerine katılan İtalyan, İspanyol ve Maltalı birlikler ve şövalyeler ile birlikte İspanya’dan Cezayir’e hareket etti. Fakat onları Cezayir’de Barbaros oğlu Hasan Bey (Barbaros’un oğlu ve Turgut Reis’in de damadıdır) karşıladı. Emrinde bulunan 600 Türk ve 2000 Arap atlısıyla birlikte büyük bir cesaret ve kahramanlıkla karşı koydu. 1541 yılının Aralık ayında yaptığı ünlü bir gece baskını ile bu haddini bilmezleri geri çekilmeğe mecbur etmişti. Bu mağlûbiyet Charles Quint’e o kadar ağır geldi ki, Avrupa’da üstünlük kurma sevdasından vaz geçerek, meydanı Türkler’e bırakıp çekildi. Almanya ve İspanya devletleri birbirinden ayrıldı. Charles Quint’in tek erkek kardeşi, I.Ferdinand, Almanya imparatoru; büyük oğlu II. Philipp de İspanya kralı oldu. Daha fazla »


Pavia Savaşı ve Kanuni Sultan Süleyman

9 Mayıs 2009 'de yazıldı Asya | Yorum yok »

25 Şubat 1525 yılındaKuzey italya bölgesinde  gerçekleşen Pavia savaşında Charles de Lannoy – Charles Quint ve Marquis Pescara komutasındaki İspanyol kuvvetleri Fransız ordusunu yenerek Fransa kralı Francis 1′i esir almışlardır. Fransa Kralı Madrid Alcazar da bulunan hapse konulmuştur. Bu savaşta Fransa Jacques de la palice, Dük D’Alençon gibi büyük askeri adamlarını kaybetmiştir.

Bu savaştan sonra Milan düklüğü Hapsbourg’a geri dönmüşlerdir.Fransa aşağılayıcı bir anlaşma olan Madrid anlaşmasını imzalamak zorunda kalmıştır.Bu anlaşmadan sonra serbest kalmıştır. Hapisteyken annesi Savoylu Louise’e bir mektup yazmıştır. Annesi Angouleme Düşesi olarakta bilinir. Daha fazla »


Theodosius dikilitaşının yazıtları – Obelisk of Theodosius

1 Mayıs 2009 'de yazıldı İstanbul | Yorum yok »

Sultan Ahmet meydanı yani hipodromda 4. yüzyılda dikilmiş olan porfir dikilitaşın kaidesinde latince ve yunanca yazıtlar bulunmaktadır.

Latince:

DIFFICILIS QVONDAM DOMINIS PARERE SERENIS
IVSSVS ET EXTINCTIS PALMEM PORTARE TYRANNIS
OMNIA THEODOSIO CEDVNT SOBOLIQVE PERENNI
TER DENIS SIC VICTVS EGO DOMITVSQVE DIEBVS
IVDICE SVB PROCLO SVPERAS ELATVS AD AVRAS

İngilizce tercümesi:

Daha fazla »